Filler Tepişir Çimenler Ezilir & Gülhan Teke Genç
Bu haber 2228 kere okundu.

“Filler tepişir, çimenler ezilir.” Bu söz, bugün artık soyut bir uyarı değil; dünyanın farklı coğrafyalarında somut biçimde yaşanan bir gerçeğe dönüşmüş durumda. Özellikle son yıllarda art arda gelen savaşlar ve jeopolitik krizler, bu mecazın ne kadar canlı ve güncel olduğunu açıkça gösteriyor.

Örneğin Rusya-Ukrayna Savaşı, modern çağın en çarpıcı “filler tepişmesi” örneklerinden biri. Bir yanda askeri ve politik gücünü korumaya çalışan Rusya, diğer yanda egemenliğini savunmaya çalışan Ukrayna. Ancak bu savaşın gerçek yükünü kim taşıyor? Bombardıman altında yaşamaya çalışan siviller, yerinden edilen milyonlar, ekonomik yıkımla karşı karşıya kalan sıradan insanlar… Yani çimenler. Üstelik bu savaş sadece iki ülkeyi değil, tüm dünyayı etkiledi; enerji krizleri, gıda tedarik sorunları ve enflasyon dalgalarıyla milyonlarca insanın hayat standardı sarsıldı. Fillerin tepişmesi, binlerce kilometre ötede bile çimenleri ezdi.

Benzer bir tabloyu İsrail-Hamas Savaşı bağlamında da görüyoruz. Gazze gibi dar bir coğrafyada yaşanan bu çatışma, aslında sadece iki tarafın değil, çok daha geniş bir güç dengesinin yansıması. Bölgesel ve küresel aktörlerin dolaylı ya da doğrudan etkisiyle büyüyen bu kriz, en çok sivilleri vuruyor. Yıkılan evler, kaybedilen hayatlar, travma içinde büyüyen çocuklar… Bu manzara, ‘çimenlerin’ ne kadar savunmasız olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, Suriye İç Savaşı da bu sözün uzun süreli bir doğrulaması gibi. Yıllardır süren bu savaşta sadece yerel güçler değil; birçok aktör farklı şekillerde sahada yer aldı. Ancak sonuç değişmedi; milyonlarca mülteci, parçalanmış bir toplum ve kaybolan bir gelecek. Bu kadar çok ‘filin’ aynı anda tepiştiği bir alanda, çimenlerin ayakta kalması neredeyse imkânsız hale geldi.

Buna en güncel örnek olarak, 2026 İran Savaşı gösterilebilir. ABD ve İsrail ile İran arasında tırmanan bu gerilim, kısa sürede bölgesel bir savaşa dönüşerek yalnızca askeri hedefleri değil, şehirleri, altyapıyı ve sivil yaşamı da doğrudan etkiledi. Misillemelerle genişleyen çatışma; Orta Doğu genelinde yeni cepheler açılmasına, enerji ve ticaret hatlarının sarsılmasına yol açarken, en ağır bedeli yine siviller ödedi. Yerinden edilen milyonlar, artan belirsizlik ve derinleşen ekonomik etkiler, bu savaşın da diğerleri gibi ‘fillerin tepişmesi’nden çok, çimenlerin ezilmesiyle sonuçlandığını bir kez daha gösterdi.

Bu örnekler bize şunu gösteriyor; modern savaşlar artık sadece cephede kazanılmıyor ya da kaybedilmiyor, asıl etkisi toplumların dokusunda hissediliyor. Ekonomik yaptırımlar, ambargolar ve diplomatik gerilimler de bu tepişmenin bir parçası. Örneğin büyük güçler arasındaki ticaret savaşları ya da enerji politikaları, doğrudan savaş alanında olmayan ülkelerde bile hayat pahalılığına, işsizliğe ve sosyal huzursuzluğa yol açabiliyor. Yani çimenler sadece savaş bölgelerinde değil, dünyanın dört bir yanında eziliyor.

Daha da çarpıcı olan şu; günümüz dünyasında çimenler artık sadece mağdur değil, aynı zamanda bu çatışmaların psikolojik yükünü de taşıyor. Sürekli kriz haberleri, belirsizlik ve güvensizlik duygusu, toplumların genel ruh halini etkiliyor. İnsanlar sadece ekonomik olarak değil, zihinsel olarak da yıpranıyor. Bu da uzun vadede toplumsal dayanışmayı zayıflatıyor ve yeni çatışmaların zeminini hazırlıyor.

Peki bu döngü kırılabilir mi?

Tarih bize şunu söylüyor; fillerin tamamen tepişmeyi bırakması pek mümkün değil. Güç, doğası gereği rekabet üretir. Ancak bu rekabetin yıkıcı sonuçlarını sınırlamak mümkün. Uluslararası hukuk, diplomasi, güçlü kurumlar ve barış odaklı politikalar, bu tepişmenin etkisini azaltabilir. Aynı şekilde toplumların bilinç düzeyi, medyanın sorumluluğu ve küresel dayanışma da çimenlerin tamamen yok olmasını engelleyebilir.

Sonuç olarak, bugün dünyada yaşanan savaşlar ve siyasi krizler, bu eski sözün ne kadar güncel olduğunu bize tekrar tekrar hatırlatıyor. Ama belki de artık sorulması gereken soru şu; “Fillerin tepişmesini izlemekle yetinecek miyiz, yoksa çimenlerin ezilmediği bir düzenin mümkün olduğunu kabul edip onu kurmaya mı çalışacağız?”

Çünkü mesele sadece kimin güçlü olduğu değil; o gücün kime ne bedel ödettiğidir.

728×90 – Üst (1)
160×600 – Sol Kayan
160×600 – Sağ Kayan