Kıskananlar Çatlasın & Buket Işıkdoğan Köse
Bu haber 2602 kere okundu.

Buket Işıkdoğan Köse 

Geçtiğimiz günlerde karşıma bir haber çıktı. Antalya’da 1500 yıllık bir antik kentte mozaik bulunmuş. Üzerinde yazan cümle ise oldukça tanıdık: “Kıskananlar çatlasın.”

Gülümsedim.
Sonra düşündüm.
Demek ki insan, yüzyıllar geçse de pek değişmiyor. Teknoloji ilerliyor, şehirler büyüyor, hayat hızlanıyor… ama duygularımız, o eski taşların arasında olduğu gibi yerli yerinde duruyor.
Kıskançlık…

Belki de insanın en çıplak, en saklanamayan duygularından biri.
Bir başkasının sahip olduğu mutluluğa bakıp içten içe sızlamak, kendini eksik hissetmek ya da “ben neden değilim?” diye sormak… Çok insani. Ama bir o kadar da tehlikeli. Çünkü kıyas başladığı anda huzur sessizce kapıyı terk ediyor.
O mozaikteki cümle sadece bir meydan okuma mıydı?

Yoksa bir savunma mı?
“Bak, ben mutluyum. İsteyen kıskansın.” diyen bir gurur mu vardı orada,
yoksa “Beni kıskanıyorlar çünkü değerliyim.” diye kendini teselli eden bir kalp mi?
Belki de hiçbirimiz sandığımız kadar farklı değiliz.

Bugün sosyal medyada paylaşılan fotoğraflar, başarılar, mutlu anlar… Hepsi birer modern mozaik aslında. Biz de kendi hayatlarımızın zeminine küçük cümleler bırakıyoruz:
“Bakın ne kadar mutluyum.”
“Bakın neler başardım.”
“Bakın, hayatım ne güzel.”
Ve belki de içimizden biri hâlâ aynı cümleyi fısıldıyor:
Kıskananlar çatlasın.

Oysa hayat bir yarış değil.
“En mutlu”, “en başarılı”, “en güzel” olma çabası içinde kayboldukça, aslında en değerli şeyi kaçırıyoruz: Kendimiz olmayı.
1500 yıl önce bir taşın üzerine kazınan bu cümle, bugün bize küçük bir hatırlatma gibi geliyor bana:
İnsan değişmiyor…

Ama belki fark ederek dönüşebilir.
Kıskanmak yerine ilham almayı,
yarışmak yerine paylaşmayı,
göstermek yerine hissetmeyi seçebilir.
Belki o zaman gerçekten çatlayan bir şey olur…
Ama bu, kıskançlık olur.

728×90 – Üst (1)
160×600 – Sol Kayan
160×600 – Sağ Kayan