Neleri özleriz? Gülnare Asgarzade
Bu haber 1079 kere okundu.

Bazen insan hep geçmişi düşünür özler ya…

Çocukluğumuzu ve o yıllarda anne babamızla olan anılarımızı canlandırınca tabii ki yine de çocukluk yıllarımıza özlem duymamak mümkün değil. Bazı bazı diyorum ki ne olurdu yine saçlarını kendi tarayamayan banyosunu kendi yapamayan yemeği önüne konulan çamaşırları yıkanıp ütülenerek okula gönderilen yaz tatillerinde kardeşleriyle birlikte dağda yamaçta oynayan küçük kara kız olaydım.

Kışın kar yağdığında odun sobasının kenarına büzülüp oturur  kız kardeşimle annemin pişirdiği yemeklerden yer oyuncaklarımızla oynardık.

Hiç unutmuyorum bir kış çok kar yağmıştı. Bizim ev dağlık bir arazide olduğundan yüksekten aşağıya doğru kızaklarımızla  kayıyorduk. Sanırım Ocak ayı idi. Annemi gördüm işten çıkmış eve doğru geliyordu. Yanıma geldiğinde  ‘ellerinin hali ne öyle’ dediğinde o zaman farkında olmuş ellerimi kızağa çakılan çivilerin çizerek kanattığına şahit olmuş yakıcı soğuğun acısını hissetmemiştim.

Yaz tatillerinde küçük sarnıcımı götürüp pınarlardan su getirir anneme yardım ederdim. O zamanlar su sıkıntısı vardı ve annem çamaşırları eliyle yıkardı. Beyaz bir köpeğimiz vardı küçük cinslerden adı Bella idi. Kurbağa yutmuştu ağabeylerimle birlikte pens yardımıyla boğazındaki kurbağayı çıkarmıştık. Sonra o köpeğimiz öldü neden öldüğünü hatırlamıyorum ama onu bahçemizde gömdük.

Bir başka hatıram daha. Kışın saatler gün kısa olunca geri çekilmişti. Dize kadar kar yağmıştı. Nasıl olduysa saati karıştırmış bir saat erken okula gitmiştik. Hava karanlıktı ayın ışığında parlayan karın beyazlığında yürümüş okula vardığımızda erken geldiğimizi anlamıştık.

Ne güzel günlerdi. Bütün çocuklar gibi benim de en büyük arzum büyümekti.  Sanki büyüyünce ne olacaktı. Büyüdük işte. Meğer en güzel yıllarımızı geride bırakmışız. Okul bahçesinde ders aralarında oynadığımız oyunlar büfeden alıp bölüşerek yediğimiz poğaçaları hiç unutamıyorum. Bir arkadaşım vardı poğaçasını hep benimle paylaşırdı adı Seadet idi. Yıllar sonra bir birimizi bulduk yine arkadaşız ama artık bölüşecek poğaçalarımız yok.  Günlük dertlerimizi sevinçlerimizi bölüşüyoruz hepsi hepsi o kadar.

Evet geçmişimizi en çok ta çocukluğumuzu özlüyoruz. Bazen kulaklarımda Çengiz Kurtoğlu’nun okul yılları şarkısı yankılanıyor. Keşke diyorum o yıllara dönebilsem keşke annemi bir daha görebilsem keşke hep çocuk kalsam diyorum. Ne olurdu sanki ne olurdu… Gençliğimi değil de çocukluğumu özlüyorum. Bu yazımı bitirirken yine Okul yıllarını düşlüyorum. O yılların üzerimde kokusu var hep akasya kokar ve o koku burnumdan hiç gitmeyecek..

Sevgiyle…

728×90 – Üst (1)
160×600 – Sol Kayan
160×600 – Sağ Kayan