Dünya Kadınlar Günü: Bir Kutlama Değil, Bir Anma Günü!
Bu haber 1627 kere okundu.

Ve biz yine hummalı etkinlikler içindeyiz…Ancak hâlâ pek çok kadına dokunamayan, onların sesini duyuramayan bir dünyada yaşıyoruz.

Kalkın ayağa! Kutsal eteklerinizi dizayn edin!

Bizler “eksik etek” değiliz!

“Sen de hak ettin ama…” “İyi olmuş, adam haklıydı!” “Hak etmiş, olacağı buydu…”

“Delirtti adamı!” İşte bunlar…

Hep duyduğumuz, kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran ve vicdanları körelten cümleler!

Hemcinslerim, kadınlarımız… Bize hep zavallı, ezilmiş, biçare olduğumuz söylendi.

Sesimiz kısıldı, acımız içimize gömüldü. Şiddet gördüğümüz gerçeğiyle yüzleşmemiz bile istenmedi.

Erkek egemen bir toplumun sessizliğine mahkûm edildik. Eğitimli ya da eğitimsiz fark etmiyor…

Şiddetin birçok türü var. Bazen kelimelerde gizleniyor,

Bazen ruhu parçalayan cümlelerde. Hele bir tokat…

Ne kadar aşağılayıcı, ne kadar incitici bir şey!

İçimizde yankılanan o itirafları duyar gibiyim: Yediğimiz dayağın bizi nasıl küçülttüğünü anlatamıyoruz…

Susuyoruz. Hep susuyoruz. Yüreğimizin sır sandıklarına kilitliyoruz her şeyi.

Oysa konuşsak İçimizi döksek..

Omuzlarımızdaki yük ne kadar hafifleyecek…

Artık yüksek sesle söylemek istiyorum:

Şiddetin suçlusu biz değiliz! Avaz avaz bağırmalıyız. Anlatmalıyız.

Ve o kişiyi, yüreğimizde sessizce gömmeliyiz.

(Ayrılık da bir zamanlar büyük bir tabuydu… Hâlâ öyle değil mi?)

Ayrıldığımızda eksik arayanlar hâlâ var.

İlk ayrıldığımda bana şöyle demişlerdi: “Vah vah…

Pek de genç ve güzelmiş…”

Sanki geriye tek bir becerin kalıyor…

Ve onların gözünde bu beceri Mutfak ile yatak odası arasına sıkıştırılıyor.

İşte tam da bu yüzden Direnmeli, Cesaretimizi kaybetmemeliyiz!

Bize dayatılan rollerin farkındayız artık. Gelenek, toplum, anne-baba…

Hepsi ona “adamlığını” giydirmiş.

Peki ya biz? Biz kimiz?

Eksik etek mi? Hayır!

Ben korkmadım. Korkmayacağım.

O el bana kalkamayacak.O dil beni aşağılayamayacak!

İzin vermedim. Vermeyeceğim.

Lütfen…

Gerçekten kendinize değer verin.Çünkü siz kendinize değer vermezseniz,

Başkalarının umurunda olmazsınız.

Ben artık yüreğime ve kulağıma yalnızca güzellikleri fısıldıyorum.

İncinmenize izin vermeyin. Korkmayın. Anlatın.

Onlar çözüm değil. Siz, kendi çözümünüzsünüz.

Hayatınıza maddi ve manevi olarak kendi gücünüzle sahip çıkın.

Çünkü içimizde bir bahçe var…

Onu besleyen güneş de, hava da, toprak da biziz.

Eğer bahçenize yanlış insanları sokarsanız, çiçekleriniz solar.

Ama içinizdeki gücü keşfederseniz,

O bahçe renk renk çiçeklerle dolar.

Sevelim, sevilelim…

Çünkü sevgi insanın yeryüzünde gerçekleştirdiği en kutsal eylemdir.

Ama biri sizi aşağı çekiyorsa onu yüreğinizde sessizce gömün.

Bu kansız, kayıpsız bir vedadır.

Çünkü birini yüreğinizde öldürdüğünüzde geri dönüş yoktur.

Hayat çok güzel, kızlar…

Önce kendimizi sevelim.Hem de çok sevelim. Gerisi zaten kolay…

Çünkü sevmek dünyanın en kutsal eylemidir.

Ve ben son nefesime kadar

Hak eden herkesi seveceğim. Hem de çok!

Çünkü önce ben varım. Ben…Ve sevdiklerim.

Ve unutmayın:

Bir kadın ayağa kalktığında, dünya biraz daha aydınlanır.

Bizi susturamaz..

Kıymet Şahin

728×90 – Üst (1)
160×600 – Sol Kayan
160×600 – Sağ Kayan