Recep Ali Aksoylu/ Sam’ın Hırsının Faturasını Halkı İle Beraber Dünya Ödeyecek!
Bu haber 2157 kere okundu.

Recep Ali Aksoylu 

ACOOR İŞ GELİŞTİRME / Danışman (Yönetim, Org, Pazarlama, İletişim ve Hizmet Yönetimi), Yazar, Eğitimci

Önceki gün yazışma gruplarımızın birinde “sığır çobanı böylesine itibarini kaybettikten, yalnızlaştıktan sonra artık gözü dönmüştür, gemileri yakar, iddia ettiği tüm bölgeyi de felakete sürükleyecek İran’a bu saldırıyı gerçekleştirebilir!” diye konuşurken Yüksel Tevetoğlu abimiz, “Merak etmeyin, İran, Hürmüz boğazını açacak, süreç şimdilik devam edecek..” diye yazmıştı.

Bir başka grupta dostumuz filozof Fahrettin Melemşe ’de, “O da Zelenski ve Şara gibi piyon. Blöf yapıyor sadece; Batı Asya’da patlayacak bir nükleer bomba sadece düştüğü yeri mi yakar, yıkar? “ dedikten sonra meşru müdafaa ve durumdan vazife çıkaracakların neler yapabileceklerini sıraladı.

Nitekim beklediğimiz gibi oldu, ABD Başkanı Trump’ın İran’a anlaşma için verdiği sürenin dolmasına saatler kala savaşın 40. Günü 8 Nisan’ın ilk saatlerinde; 28 Şubat 2026 günü ABD ve ortağı (yada patronu) İsrail’in İran’a karşı başlattığı saldırılarda (zorunlu) 2 haftalık ateşkes kararı alındığını savaşın iki tarafı da teyit etti.

Kolay olmadığı kesin.

Elbette taraflardan hiç biri daha fazla hasar almayı, yıpranmayı istemez. Ama kavgaya bulaşıldığında da öyle pek de kolay durulamıyor!

Nasıl Gelişti?

Kendini dünyanın sahibi olarak gören Sam, aldığı gaz veya talimatla bunu ispatlamak istercesine patronlarının Batı Asya’da ki büyük emelleri için öteden beri varlığından rahatsız oldukları ve sırası geldiğine inandıkları İran’ı kolay lokma zannetti, saldırdı. Her saldırdığında İran’ın alt yapısına ciddi kayıplar verdirtti ama bölgedeki peykleriyle beraber karşılığını da aldı. 9 ülkede 40’tan fazla enerji tesisinin hasar gördüğü açıklandı. Yaşam durdu.

İnsanlıktan nasibini almamışların karşısında bu kez Suriye, Irak, Venezuela yoktu; beğenmedikleri rejimlerine ve liderlerine rağmen kenetlenen bir halk, kararlı bir yönetim vardı. Sam’ın birkaç günde topyekun hallederiz hesabı tutmayınca ülkesinde de homurtular yükseldi, binlerce yakıt dolu gemi körfezde hapsolunca dünya ekonomileri zincirleme allak bullak oldu, itibari kalmadı, üstüne Avrupalılardan da umduğu desteği bulamadı!

Ancak tablo böyle olsa da karşımızda egosu için dünyayı da, Ortadoğu’yu da ateş çemberine çevirebilir akli selimden uzak bu figürün delilik olasılığı tüm dünyayı tedirgin etmeye yetiyordu.

2 Haftalık Mola mı?

Böyle bir atmosferde; Trump Washington DC saati ile sabah 8’de, “Bu gece İran medeniyetini bitireceğiz” diye yeniden gürlediğinde İran Dışişleri Bakanı Arakçi’dan “misilleme yapacağız” yanıtını aldı.

Trump saat 10:00’da, “Artık müzakere etmeyeceğiz” dediğinde de Arakçi’nin yanıtı “umurumuzda değil” şeklinde olunca Trump’ın saat 13:00’deki “hâlâ görüşmeye hazırız” açıklaması aslında çok şey ifade ediyordu!

Büsbütün yalnızlaştığı ve İran’ın tırsmadığını görünce de saat 15:00’te Pakistan Başbakanına 2 haftalık süre uzatımının talebi konusunda ricacı oldu.

İran, dik durmayı sürdürdü. Sam, hem kel hem fodul misali medyada esmeye gürlemeye devam ederken bir yandan da perde arkasından Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in büyük gayretleriyle İran’ın 10 maddelik koşullarını da kabul ediyor, 2 haftalık ateşkes sürecine geçiliyordu.

2 haftalık mola sürecinde ekonomik yönden büyük zararları olanların daha fazla kayıp vermemek adına sığır çobanını frenlemesinin etkisini görmezden gelemeyiz ama O orada olduğu sürece kimse tehlike geçti diyemez.

Elbette temennimiz aklıselimin galip gelmesi, coğrafyamız ve insanlık açısından kalıcı ve gerçek barışın olmasıdır.

Peki Şimdilik Kim kaybetti, Kim kazandı!

İki tarafta bugün gelinen noktayı zafer olarak sunsa da sosyal ve televizyon medyasında daha çok “savaşı İran (mollalar değil İran halkı) kazandı” diye haber, yayın ve paylaşımlar yapılıyor.

Amerikan medyasında da liderlerinin ağzından “fazlasıyla askeri hedefleri zaten aştık” demeçleri yayınlanıyor ama millet olmanın bilinciyle dik ve kararlı durarak Trump’a boyunun ölçüsünü aldırtan İran, benim içinde bu sürecin en azından kaybetmeyenidir.

Çünkü savaşta kazanan olmaz!

Neticede savaş, kayıplar karşılıklı yaşanıyor… Ancak 28 Şubat’tan beri süren saldırılarla İran ve İran halkı özellikle maddi açıdan çok fazla kayba uğramış, ülkenin alt yapısı ve ekonomisi büyük hasar görmüş olsa da bu faturayı, yanı İran’ı yeniden inşa etmenin maliyetini halkı değil, bölgesel ve bölge dışı ekonomiler karşılayacak.

Özeti, Dünya ekonomik açıdan nefes alırken bir yandan da İran’ın yeniden inşasına katkı sağlayacak. Hürmüz’ü kontrolu altında tutan İran, bugün için körfezde hapis olan binden fazla tankerin haricinde bundan böyle geçiş ücretlerinden aylık 1 milyar dolara yakın kripto para veya dolar dışı kurdan gelir elde edecek.

Irak’ın yeniden inşasında 2 trilyon doların üzerinde külfet yüklenen Amerikan vergi mükellefi ve dünyanın her yerindeki tüketici yükselen petrol fiyatlarının etkisini pompada, markette, ulaşımda, tatilde, üretimde, tüketimde faturasına yansıdığını görecek.

Trump ile bir kaçı hariç dünya ekonomileri bu süreçte kaybetmiştir ama asıl en büyük kayıp ise savaşta Müslüman dindaşları İran’dan yana durmayarak karşı taraf olan Amerikan yalayıcılarında oldu. İran’ın arkasında duran özellikle iki ülkenin de bu süreçten kazançlı çıktığını da düşünebiliriz. Çin, ABD ile olan rekabetinde rakibinin gücünü, silahını tanıdı, Rusya da Ukrayna ile olan savaşının ekonomik kayıplarının bir kısmını karşıladı.

Dünya Dersler de Çıkardı

Biri psikopat diğeri de insan kasabı olarak sosyal medyada adlandırılanların yönettiği iki ülkenin İran’a karşı yaptıkları saldırılardan birçok derste çıkardı dünya. İran, yakın coğrafyadaki kâğıt üstünde cetvelle oluşturulan devletçiklere benzemediğini gösterdi; rejime karşı olan ya da olmayan vatandaşı savaş nedeniyle ülkeden dışarıya kaçmak bir yana ülke dışında olanları dahi ülkelerini savunmak, en azından dayanışma içinde olduklarını göstermek üzere geri döndü. (Prof. Dr. Şaban Şimşek hocamdan aldığım ve ek paylaştığım fotoğrafta bunun güzel bir örneği!)

İsrail ve ABD de ki erki elinde tutan fanatik yöneticilerin yanında ülkelerinde çok da sağduyulu insanın olduğuna, son yüz yılın dünyanın yükselen ekonomisi ve adeta imparatorlaşan savaş ekonomisinden beslenen devletinin göründüğü yada göstermek istediği kadar güçlü olmadığına şahit olundu.

Belli ki bu süreçten sonra dengeler daha da değişecek, yeni güç merkezleri netleşebilecek.

Ülke olarak bazı yöneticilerimiz tepki alacak açıklamalarda bulunmuş olsa da genel olarak bu süreci en azından siyasi açıdan hasarsız atlattığımızı, genel olarak rejimlerine muhalif olsak da haksızlığın karşısında İran’ın yanında olduğumuzu net gösterdiğimizi düşünüyorum.

728×90 – Üst (1)
160×600 – Sol Kayan
160×600 – Sağ Kayan