Direnç oluşuyorsa, oradan kesinlikle bir akım geçiyordur
Bu haber 2146 kere okundu.

Size farklı düşünmenizi sağlayacak, fizikle insan ruhunu birleştiren küçücük bir sır daha vermek istiyorum.

Fizikte bir kural vardır: Bir yerde direnç oluşuyorsa, oradan kesinlikle bir akım geçiyordur.

Çünkü tamamen hareketsiz olan, hiçbir yere akmayan hiçbir şey direnç üretmez. Masanın üstünde öylece duran bir bardağın direnci sıfırdır mesela. Ama içinden elektrik geçirmeye çalıştığın bir kablo, hemen o elektriğe karşı bir direnç gösterir.

Yani bilim der ki: Direnç varsa, orada canlı bir akış vardır.

İnsan da tam olarak böyledir.

Mesela birini artık hiç umursamadığını söyleyen ama içinden sürekli ona cevaplar yetiştiren, kendini açıklamaya çalışan, haklılığını kanıtlamak için uykuları kaçan insanlara bak.

Dışarıdan öfke, gurur ya da nefret gibi görünür bu.

Oysa fiziğin gözüyle bakarsak gerçek farklıdır; orada hâlâ harıl harıl akan bir enerji, yani bir akım olduğunu görürüz.

Çünkü gerçekten biten, sönen ve tükenen hiçbir şey insanı uğraştırmaz. Ne bir ses çıkarır ne de bir sürtünme yaratır. Kablonun ucu prizden çekilmişse, cihaz buz gibi soğur.

Bir düşünceye, bir insana ya da bir hatıraya karşı içimizde ne kadar büyük savunma duvarları kuruyorsak, aslında oraya kendi içimizdeki santralden o kadar çok elektrik gönderiyoruz demektir.

İşte çoğumuzun havai fişekleri patlattığı o kör noktaya geldik.

Biz gönderdiğimiz o enerjiyi fark etmeden;

“Neden hâlâ öfkeliyim? Neden hâlâ kendimi haklı çıkarmaya çalışıyorum? Bu duygu hemen gitmeli! “Diyerek kendimizle savaşmaya başlıyoruz.

Sen o duyguya kızıp onu bastırmaya çalıştığında ne oluyor biliyor musun?

Dirence karşı yeni bir direnç üretiyorsun.

Yani yangına körükle gidip sisteme iki kat daha fazla enerji pompalıyorsun.

Oysa şalteri indirmeli belki de…

İnsanın bu hayatta ulaşabileceği en güçlü özgürlük, bir tartışmadan haklı çıkmak ya da savaşı kazanmak asla değildir.

En büyük özgürlük, kendini açıklama ihtiyacının kökünden sona ermesidir.

Bunun yolu da içindeki o öfkeyle, o kırgınlıkla savaşmayı bırakmaktır.

Akıntıya karşı kürek çekmeyi bırakıp arkana yaslandığında;

“Evet, şu an canım yanıyor. Kendimi haklı çıkarmak isteyen bir yanım var ve bu çok insani.”

Diyebildiğinde, o duyguya verdiğin savaş tepkisini kesersin.

Mucize de burada başlar:

Sen tepki vermeyi kestiğin an, içindeki akım yön değiştirir ve kendi merkezine döner.

Ve ilginçtir ki direnç de tam o anda, tek bir saniyede buharlaşıp yok olur.

Fizik bunu laboratuvarda elektrikle anlatır.

Hayat ise insan kalbiyle.

Savaşmayı bırakıp akımı kesmeli.

Yapılacak bir şey varsa yapmalı. Özür dilemek gerekirse dilemeli, “Seni seviyorum” demek gerekirse demeli, kendini ifade etmek gerekiyorsa etmelisin.

Direnç zaten kendiliğinden kaybolacaktır.

Günnur Berber

 

728×90 – Üst (1)
160×600 – Sol Kayan
160×600 – Sağ Kayan