Kıymet Şahin & Acımız Yetmedi, Otizme Yeni Bir Yük Eklemeyelim
Bu haber 2064 kere okundu.

Ülkece ağır bir yasın içindeyiz.

Toprağa düşen öğretmenlerin, yarım kalan hayallerin, sırası boş kalan çocukların acısı henüz dinmemişken; bazı sözler bu yasın üzerine ikinci bir yük bindiriyor.

Bir trajedinin ardından, gerçeği bilmeden, sebebi anlamadan, suçu bir kelimenin üzerine yıkmak kolaydır.

 Bugün o kelimenin adı “otizm” oldu.

Hiç düşündünüz mü, bu cümleleri yazarken kaç annenin kalbi sızladı?

Kaç baba, zaten zorlu olan hayat yolculuğunda bir de toplumun korkusunu çocuğunun omzuna yüklenmiş hissetti?

Otizmli bir çocuğun ailesi olmak, çoğu zaman görünmeyen bir mücadeleyi omuzlamak demektir.

Sabahın erken saatinde bir anne düşünün…

Çocuğunun giydiği kıyafetin etiketini kesiyor, çünkü o küçücük etiket bile çocuğunun teninde yangın gibi hissediliyor.

Bir baba düşünün…

Kalabalık bir ortamda çocuğu yüksek bir sesten irkildiğinde, onu sakinleştirmeye çalışırken aynı zamanda bakışlarla da savaşmak zorunda kalıyor.

Bir akşam vakti düşünün…

Bir kelimeyi söyleyebilmesi için defalarca emek veren, her küçük ilerlemeyi bayram gibi yaşayan bir aile…

Bunlar zaten yeterince ağır bir yükken, şimdi bir de bilgisizliğin attığı taşlarla yaralanıyorlar.

Otizm nedir, biliyor muyuz gerçekten?

Otizm; bir suç planı değildir.

Bir şiddet eğilimi değildir.

Bir karanlık kurgu hiç değildir.

Otizm Spektrum Bozukluğu; yüksek bir sesten irkilen bir çocuğun kulaklarını kapatmasıdır.

Kalabalıkta yorulan bir ruhun sessizliğe sığınmasıdır.

Dünyayı farklı algılayan ama sevgiye en az herkes kadar ihtiyaç duyan bir varoluştur.

Bugün sosyal medyada kurulan her düşüncesiz cümle, otizmli bir çocuğun ailesinin kalbine ikinci bir yara açıyor.

Zaten yas tutan bir toplumun içinde, başka ailelere yeni yaslar ekleniyor.

Sorulması gereken sorular ortadayken; eğitimdeki boşluklar, ihmaller, toplumsal sorumluluklar konuşulması gerekirken kolay olan seçiliyor: bilmediğini suçlamak.

Oysa gerçek cesaret, bilmeden konuşmak değil; öğrenmektir.

Gerçek sorumluluk, öfkeyi doğru yere yöneltebilmektir.

Bugün kaybettiklerimiz için yas tutuyoruz.

Ama unutmayalım: Bu yasın içinde otizmli ailelerin kalbine düşen ikinci bir acı da var.

Bir annenin, çocuğunun elini tutarken hissettiği korkuyu büyütmeyin.

Bir babanın, evladını toplumdan sakınmak zorunda bırakmayın.

Ve unutmayın…

Otizmi suçlayan her söz, bir annenin yüreğine bırakılmış görünmez bir yüktür.

“Bir annenin sabrına bir de korku eklemeyin”

Çünkü en ağır yük, evladını dünyadan sakınarak yaşamaktır.

Kıymet Şahin

728×90 – Üst (1)
160×600 – Sol Kayan
160×600 – Sağ Kayan